Kaybetmek, to lose, verlieren, perdre, kelimeler her dilde farklı yazılsa da anlam bakımından aynılar. Neden kaybetmeden anlaşılmaz hiçbir değer? Hepimiz bir şeyler kaybetmişizdir hayatımızda,” kaybetmek” kelimesi her anlamda kulağa hoş gelmez. Bir eşyayı kaybetmek, bir kolyeyi, bir kağıt parçasını, bir kitabı, saati, parayı, evi vs. değeri ne olursa olsun kaybetmeyi istemeyiz. Aklımız hep takılıp kalır değil mi?
Kimi zaman bir sınavda, kimi zaman iş hayatında, bir sporcunun mağlubiyetinde çıkar karşımıza kaybetmek. Daha çok çalışmak, çabalamak gerektiğini daha çok özveri istendiğini o ana kadar anlamayız oysa.
Kaybetmek, ancak umutlarla, hayallerle yok olduğunda önem taşımaz mı? Fiziksel kayıplarımız vardır. Kimilerimizin zaman içerisinde umursamadığımız, ama yokluğunda fark edilen kayıplar. Hangimiz bedenimizdeki bir organı kaybetmeden kıymetini anlarız? İki elimiz ,iki ayağımız olduğuna her gün şükür eder miyiz? “Kulağım duyuyor, iki gözüm var görüyorum” der misiniz? Demeyiz maalesef. Hatta kimi zaman onları beğenmeyiz. Değiştirmek isteriz. Koku alabilmek, duymak, görmek şeklinin yanında önemsiz kalır. Ancak herhangi bir organımız hastalanınca yada eksilince kıymeti anlaşılır. Böyle bir şeydir fiziksel kayıplar.
Ya ruhumuzu etkileyen, bizi derinden yaralayan kayıplar? Canımız ,ciğerimiz, yakınımız anamız, babamız, arkadaşımız,eşimiz, dostumuz, bir tatlı sözü bir gülümsemeyi eksik ettiğimiz, tanıdık yada tanımadıklarımız, incir çekirdeğini doldurmayan sebeplerle tartıştığımız, yalanlarla ,aldatmacalarla kaybettiklerimiz.
Gidenin yerini zaman doldurur belki, yada öyle sanılır. Ama aslında zaman yalnızca ömür doldurur. Gidenin yeri hep boş , hep eksik kalır. Boşuna demezler.”Gelen gideni aratır”diye. Arkalarından döktüğümüz gözyaşları kimi zaman kurur. Ama izi hep kalır.
Zamanda bir kayıptır. Tıpkı suyun aktığı gibi hiç anlamadan, hiç haber vermeden sessizce akıp gider. Hiç geçmediğini hissettiğimiz anlarda bile saatin tik tak ları aleyhimize doğru döner. Kaybetmek, ister fiziksel, ister ruhsal olsun her zaman derin yaralar bırakır. Belki maddi kayıplar zaman içerisinde unutulur gider önemsenmez. Ama manevi kayıplar bizi derinden etkiler.
Bu gün bir kez daha düşünelim çevremizi, onların bir gün yok olacaklarını, hala sevdiğimizi söyleyemediğimiz insanlar varsa arayalım, mutlu edelim kendimizi ve onları, sığdıralım zamana yapmak isteyip te yapamadıklarımızı, trenin arkasından el sallamak yerine içinde olalım. Belki yarınımız yoktur. Belki de yarınımızda sevdiklerimiz yoktur kim bilir? Sevgiyle kalın…
| Date: 20 May 2008, Tuesday | Comments (3) | Add Comment |
evet aramak için beklemememiz gerekmez.Fırsat varken değerlendirmeli yoksa geç kalmanın yükünü yıllarca taşımak zordur
(20/05/2008 23:14)
kaçırılmış fırsatlar ve yitip giden zamana ağlamaktansa günü ve an'ı değerlendirmek gerekir,çok haklısın.
(21/05/2008 23:41)
Batan güneş için ağlamayın; yeniden doğduğunda ne yapacağınıza karar verin.
BUSÖZÜ HAYAT FELSEFEMİN ÇIKIŞ NOKTASI YAPTIĞIMDAN BUGÜNE DAHA FARKLI BAKIYORUM HERŞEYE...
(22/05/2008 10:54)